Kurd düşmanlığını organize eden bir zihniyet söz konusudur. Kurd halkının bağımsız devlet yapılanmasına yönelik her girişim, çeşitli söylemlerle sabote edilmeye çalışılmaktadır. Masum gibi gösterilmeye uğraşılan bu ifadelerin özü, esasen Kurd düşmanlığıdır.
Yaşam dergisinde bu tür bir yazının yer bulabilmesi, DEM hareketinin Kurd kimliğinden ne denli uzaklaştığını ve dergi yöneticilerinin de Kurdlüğe karşı ne kadar tutarsız ve duyarsız bir tutum içinde olduklarını açıkça ortaya koymaktadır. Söz konusu yazı; Kurdlere karşı akılsızca, tutarsız ve çirkef bir yaklaşımın ürünüdür. Kurdlere “zavallı” bir imaj yüklemekte ve yüz yıldır Kurd milletini yok etmeye çalışan güçlere karşı, onları sanki yok olmaya mahkûm gibi göstermeye çalışmaktadır.
Oysa Kurd milleti bu kirli oyunları dikkate almayacak, tarihsel birikimi, toplumsal gücü ve siyasal kudretiyle daha büyük projelerini bozabilecek güçtedir. Bu bağlamda adı geçen Yahudi–Kurd Dostluk Kongresi, hem Yahudi halkı hem de Kurd milleti için dayanışmanın, birlikte yaşamın ve ortak geleceğin inşası adına önemli adımlardan biridir. Bunun daha geniş ve köklü adımlarını görmeye hazır olmalıyız.
Ayrıca Türkiye devleti, Kurd milletinin kendi devletini resmileştirip kendi kendisini yönetmesine anlayışla yaklaşır ve bu süreci desteklerse, esasen kendi varlığının kalıcılığına da hizmet etmiş olacaktır. Aksi durumda ise bu yaklaşım Türkiye açısından bir tuzak haline gelir.
Bugüne dek Türkiye devletinin Kurdlere yönelik olumlu tek bir resmi söylemi olmamıştır. Evet, Sayın Öcalan ve çevresinin çeşitli açıklamaları olmuştur; ancak bunlar karşılık bulmamış, Kurdlere yönelik somut bir kazanım da ortaya çıkmamıştır. Varsa da ne biz biliyoruz, ne de Kurd milleti bilmektedir.
Orta Doğu’da yaklaşık 60 milyon civarında bir Kurd nüfusu vardır. Kendi Welat topraklarında kendi kendini yönetme hakkını görmezden gelmek, bu gerçeği inkâr etmek, en hafif tabiriyle ahlaksızlıktır.